Modern tıp bizlere “kanıta dayalı tedavi yöntemleri”ni öğretti. Tedavi edici yöntemleri ilaç ve cerrahi işlemler olarak ikiye böldü. Hastalıklar, eğer cerrahi olarak düzeltilmeye ihtiyaç duyulmadıysa; üzerinde uzun ve detaylı araştırmalar, çalışmalar sonucu tedavi ettiğine karar kılınmış ancak kimyasal işlemlerden geçirilmiş bir takım aktif metabolitlerden oluşan ilaçlarla tedavi edilir hale geldi.

Bu kimyasal bileşenler hastalığı tedavi edici asıl etken maddenin yanında koruyucular da içermektedir. Ve bugün, bu yüzyıl içinde yaratılan ilaç sektörünün yararları kadar zararları da tartışılmaya başlanmıştır. 

Halbuki bundan sadece bir kaç yüz öncesinde kadar milyonlarca yıl yaşamış olan insanlar ilaç kullanıyorlar mıydı? Hastalıklarını tedavi edecek ne tür yöntemler geliştirmişlerdi? Günümüzde ilaca alternatif veya ilaç tedavisinin yanına tamamlayıcı olarak kullanabileceğimiz farklı tedavi yöntemleri yok mu?

Akupunktur

Dünyada hemen hemen uygulanan en eski tıp bilimlerinden birisidir. Günümüzden 5000 yıl öncesine dayanan bu tıp bilimi gün geçtikçe tüm dünyada da saygın yerini alarak ilerlemektedir. Günümüzden tam 4700 yıl önce Çin’in Sarı krallık döneminde yazılan “Huang Di Nei Jing =Klasik Dâhiliye Kitabı” günümüzde tıp alanında yazılmış en eski kitap olarak bilinir.  Bu kitapta 282 akupunktur noktası tanımlanmıştır. Aslında ilk kez Uygur Türkleri kaynaklarında yer alan Tao’cu felsefeden bahseder. Birbiri ile uyumlu ama zıt olarak çalışan iki farklı enerji; Yin ve Yangı, Beş element, organ ve meridyen Sistemini anlatır. Bugün bile geçerliliğini koruyan bilgiler içermektedir.

İbn-i Sina, akupunkturda önemli bir yer tutan vücuttaki enerji kanalları veya meridyenlerden bahsetmiş ve akupunktur teşhisinde kullanmıştır. İbn-i Sina, hastalandığında kendisini, son günlerine kadar kemik iğnelerle tedavi etmiştir.

1465’te Şerafettin Sabuncuoğlu’nun Fatih Sultan Mehmet’e hediye ettiği kitabında bazı akupunktur noktalarını (P6 ve Lu9) resmetmiştir. Memleketi olan Amasya’da, kas spazmlarına tavuk kemiğinden iğneler kullanılarak tedavi etmiştir.

Hacamat / Kupa Tedavisi

Hacamat sistemli olarak ilk kez Eski Mısır’da kullanılmıştır. Yabancı maddeyi vücuttan uzaklaştırmak için hacamat yoluyla kan alma tasvirlerine ait belgeler bulunmaktadır. Bilinen en eski tıp metni olan (M.Ö. 1550) Eski Mısır’a ait Eber Papirüslerinde bile hacamata rastlamak mümkündür.

Modern tıbbın babası Hipokrat (M.Ö. 460–377) ve Yunan tıbbının büyük hekimi Galen (M.S. 131-210) hacamattan bahsederler. Hacamat Moğol tıbbında da 2500 yıllık bir geçmişe sahiptir.

Bu tedavi kabile toplumları, Firavunlar, Çin ve diğer uygarlıklarca biliniyordu. Kullanılan başlıca ekipman hayvan boynuzlarıydı. Daha sonra bardak, metal, toprak, cam ve bambu gibi vakum malzemeleri kullanılmaya başlandı. Günümüzde ise en fazla cam ve vakumlu mika kupaları kullanılır hale geldi.

Londra’da bugünkü Royal Free ve William Marsden’in (1796-1867) kurucusu olduğu Kraliyet Marsden Hastanelerinde wet cupping therapy (hacamat) cerrahlar tarafından sistemli olarak uygulanmıştır. Bu yıllardan itibaren Avrupa ve Amerikalı doktorlar ve cerrahlar kupa terapisini tedavi amaçlı kullanmışlardır. 1860’dan sonra ilaç fabrikalarının baskısıyla wet cupping (hacamat) sistemli olarak unutturulmaya çalışılmıştır.

Sülük Tedavisi

Sülük antik çağlardan beri hekimler tarafından tedavi aracı olarak kullanılmıştır. Sülük tedavisi ile ilgili ilk kaynaklar M.Ö. XV. yüzyılda yaşamış Babilli hekimlere kadar gitmektedir. Yine M.Ö. III. yüzyılda Mısır hekimlerinin vazgeçilmez tedavi yöntemleri arasında yer aldığı bilinmektedir. Ayrıca MÖ. 2. yüzyılda Ege kıyılarında yaşamış olan hekim Nikandros, M.S. I yüzyılda Yunan hekim Pliniy ve M.S. II. yüzyılda yaşamış olan Galen sülük tedavisi uygulamışlardır. İbn-i Sina’nın kitaplarında da sülük tedavisi yerini almıştır.

Avrupa da 1970 yılından bu yana hastane ve kliniklerde uygulanmaktadır. Sadece Avrupa yılda 100 milyon sülük kullanmaktadır. Amerika’da sülük tedavisi uygulayan hekimlerin kurduğu derneğin 1000’den fazla üyesi vardır ve2004’de Amerikalı araştırmacı Roy Sawyer dünyanın ilk modern sülük üretim çiftliğini ( İngiltere) (Biopharm Ltd.Şti) kurmuştur.Uzun yıllardan beri sülük yetiştiriciliği ile uğraşan Ricarimpex isimli bir Fıransız şirketinin müracaatı üzerine ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) sülükle tedaviye onay vermiştir. Amerika Birleşik Devletlerinde 2004 yılında Amerikan İlaç Ve Gıda Dairesi (FDA) sülük tedavisini akredite etmiş ve Avrupa’daki gibi eczanelerde satılmasına izin vermiştir.

Ozonterapi

Tıpta ozon ilk defa 1 . dünya savaşında yaraların iyileştirilmesi amacıyla kullanılmaya başlandı. 1916 yılında Dr Wolff ozon gazı verilmesiyle mikrop kapmış ağır kötü yaraların iyileşmesinde hayret verici düzelmeler meydana geldiğini bildirmişti. 1925’de Profesor Wehrli İtalya’da hem ozon hem de ultraviyole tedavisini beraber yapmaktaydı. O zaman bu uygulamasına “kanın yıkanması” işlemi adı vermişti.

İkinci Dünya savaşından sonra ozonun yararlı sonuçları her alanda kanıtlandıktan sonra modern cihazlar kullanılarak ozonla bazı tedavilerin yapılması daha da yaygınlaştırıldı. 1979 ‘da Dr. George Freibott ilk defa bir AİDS hastasını ozonla tedaviye aldı. 1980’de Dr. Horst Kief ozonla AİDS tedavisinde başarılı olduğunu ileri sürdü. 1992’den bu yana Rusya’da yanık vakalarındarutin olarak ozon tedavisi yapılmaya başlanıldı.