Hastalıkları tedavi edici özelliği bulunan sülükler; Hirudo Medicinalis ve Hirudo Verbana türleridir ve bu tür sülüklere ‘’Tıbbi Sülük ‘’ adı verilir.

Sülükler, kan emerken vücuda kendi ürettikleri salgıyı kana verirler. Bu salgı şu ana kadar izole edilebildiği kadarıyla 100′e yakın biyoaktif madde içermektedir. Bu maddelerin bir kısmı kanın pıhtılaşmasını engellerken (anti agregan) bir kısmı oluşmuş pıhtıları eritmekte (fibrinolitik), birkaçı ağrı kesici (analjezik) özellikler sergilemekte, bir bölümü de kan basıncını (anti hipertansif) dengelemektedir. Ayrıca sülük tedavisinin antidepresan, antibakteriyel, antioksidan özelliği de yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur.

Sülüğün tıbbi etkileri

  • Antibakteriyel
  • Analjezik
  • Antiromatizmal
  • Antihipertansif (yüksek tansiyon karşıtı)
  • Antidepresan
  • Myorelaksan (kas gevşetivi)
  • Antioksidan
  • Nörotrofik (sinir hücresi yenileyici)

Sülüğün Biyoaktif Salgı İçeriği:

  • Hirudin: Antikoagülan
  • Hementin: Fibrinolitik
  • Hementerin: Fibrinolitik
  • Ghilanten: Protrombinaz İnh.
  • Anti-statin: Protrombinaz İnh.
  • Piyatin: Nörotrofik
  • Calin: Tr. Agg. İnh.
  • Decorsin: Tr. Agg. İnh.
  • Destabilase: F XIII İnh.

Hangi Hastalıklara Sülük Tedavisi Uygulanır?

Bu özellikleri satesinde varis, hemoroid, derin ven trombozu ve periferik arter tıkanıklıkları gibi damarsal sorunlarda, artroz ve artrit gibi iskelet sistemi hastalıklarında, egzama, sedef hastalığı başta olmak üzere birçok cilt hastalığında, glokom ve retinal arter tıkanıklığı gibi tedavisi neredeyse imkansız göz hastalıklarında başarıyla kullanılmaktadır.

Sülük tedavisinin etkin bir şekilde kullanıldığı hastalıklar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

– Bazı Göz Hastalıkları (Behçet hastalığı, Üveitler, Glokom, Makulopatiler, Sarı nokta hastalığı, Diyabetik retinopatiler,Hipertansif retinopatiler, Retinitis pigmentosa , Optik sinire ait problemler ve Optik atrofiler gibi gözün damar,sinir,makula ve retina hastalıkları)
– Varis ve venöz damar sorunları
– Romatoid artrit ve diğer romatizmal hastalıklar
– Artroz ve eklem kireçlenmeleri
– Migren ve gerilim baş ağrıları
– Baş dönmesi,kulak çınlamaları ve meniere sendromu
– Her türlü kas ağrıları, fibromyaljiler, huzursuz bacak sendromu
– Boyun fıtığı, bel fıtığı,tendinit- tenosivonit- bursit iltihap ve ağrıları
– Dejeneratif sinir sistemi hastalıkları ve felçler (MS,ALS,PARKİNSON gibi…)
– Egzama,ürtiker,kronik deri hastalıkları,sedef hastalığı ve akneler
– Kronik hepatit ve karaciğer hastalıkları
– Depresyon ve fobiler
– Tüm bağışıklık sistemi hastalıkları ve kronik yorgunluk sendromu

Hangi Durumlarda Sülük Tedavisi Uygulanmaz?

Sülük tedavisi uygulamasında dikkat edilmesi gereken noktaların başında hastanın anemi (kansızlık) sorununun olmaması, kan sulandırıcı ilaç kullanmıyor olması, pıhtılaşmaya engel bir hastalığının bulunmaması ve vücudunda aktif bir kanama odağının bulunmaması gelir.

Ayrıca gebelerde ve emziren annelerde, kontrolsüz diyabet hastalığı veya kalp yetmezliği olanlarda da sülük tedavisi uygulanmaz.

  • Kanama Diyatezleri (Hemofili gibi kan pıhtılaşma sorunu olanlar)
  • Aktif Kanama Odağının Varlığı
  • Ciddi Anemi (Hb < 10)
  • Cerrahi Girişim Öncesi
  • Kan Sulandırıcı İlaç Kullanımı (Aspirin, Plavix…)
  • Gebelik ve emzirme durumlarında sülük tedavisi uygulanmamaktadır.

Vücudun Hangi Bölgelerine Sülük Uygulanmaz?

Vücudun aşağıdaki bölgeler dışındaki her yerine sülük tedavisi uygulanabilir; aşağıdaki bölgelere sülük uygulanması ise çok sakıncalıdır.

  • Yumuşak Cilt Bölgeleri (Göz kapağı çevresi gibi)
  • Keratinize Bölgeler (Avuç içi, ayak tabanı gibi)
  • Önemli Damarların Üzeri (Boyun, çene altı, koltuk altı, kasık gibi)
    “dışında” her bölgeye sülük uygulanabilir.

Güvenlik ve Sülük Tedavisi Yan Etkileri

Sülük tedavisi nadiren ciddi komplikasyonlara yol açar. Tedavi esnasında ve/veya sonrasında şu yakınmalarla karşılaşılabilmektedir:

Bölgesel Ağrı: Hastaların çoğunda sülük ısırıklarından hemen sonra ortaya çıkar 1 – 5 dakika arası devam yerel bir ağrı olabilir.
Sülük ısırık ve beslenme ilk aşamasının ağrı şiddeti genellikle (bireyin ağrı eşiğine bağlı olarak) hafif veya önemsiz olarak tanımlanabilir.

Hafif bir (ya da bazen biraz daha güçlü) ritmik çekme hissi genellikle beslenme başladıktan sonra ilk üç dakika boyunca fark edilir.

Bu durumlar aynı zamanda sülük tedavisini yaptıran kişinin konsantrasyonuna bağlıdır. Hastanın dikkatini başka tarafa vermesi ve sülüğü tanıması sakinleşmesi ve hissetme açısından önemlidir.

Bölgesel Kaşıntı tedaviden sonraki ilk birkaç gün içinde sülük ısırık yerinde geçici kaşıntı çok yaygındır. Öümkün olduğunca kaşınmamaya özen gösterilmelidir. Aksi takdirde yara enfekte olabilir ve izi kalabilir.

Kanama’nın uzun sürmesi, sülük çıkarıldıktan sonra tampon yapıldığı halde beklenenden daha uzun süre kanamanın devam etmesi de karşılaşılan bir durumdur. Yara yerinin bir müddet daha sıkı tamponlanması / bastırılması kanamanın durması için yeterli olacaktır. 24 saat boyunca tamponu sürekli basılı tuttuğunuz halde hala kanama var ise bana bilgi veriniz.