Medikal sülük, tıbbi Sülükler, Doktor sülükler, Medical Sülük, Hirudoterapi, Tıpta kullanılan sülükler, Tedavi edici sülükler, tıbbi sülük, Tedavide kullanılan sülükler

Sülük, baş ve kuyruk kısmında kan emen vantuzları bulunan ve ağırlığının 8 katı kadar kan (5-15 ml) emebilen bir canlıdır. Sülüğün salgılarında kanın pıhtılaşmasını önleyen, pıhtıyı eriten, tansiyonu dengeleyen, bağışıklık sistemini güçlendiren, ağrı kesici, kas gevşetici ve antibakteriyel etki gösteren yüzden fazla değerli enzim bulunur.

Hastalıklarda tedavi edici özelliği bulunan ; Hirudo Verbana, Hirudo Medicinalis, Hirudo Orientalis, ve Hirudo Suluki türlerine “Tıbbi Sülük” denilir. Ülkemiz de en çok görülen cinsi Hirudo Verbana ‘dır.

Sülük Tedavisi ve Amacı

Ülkemizde de H. medicinalis’in ticareti yapılmakta ve toplanarak yurt dışına ihraç edilmektedir. Şu anda dünyada en önemli sülük ihrac eden ülkelerden birisi Türkiyedir.

Bu bölüm, Fırat Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölümü, Balık Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Y.Doç.Dr. Naim SAĞLAM‘nın SÜLÜK BİYOLOJİSİ VE YETİŞTİRME TEKNİKLERİ isimli yazısından alınmıştır.

Kaynak (pdf)

Ancak modern tıpta aşırı kullanımı nedeniyle neslinin tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalan H. medicinalis CITES Sözleşmesiyle koruma altına alınmıştır (Anon., 1996a). Bu sözleşmeye imza koyan ülkeler H. medicinalis’in toplanması ve ihracatı konusunda kotalar koyulmasına karar vermişlerdir. Türkiye’nin, 1996 yılında 10 ton olan H. medicinalis ihraç kotası, 1997 yılında 7 tona düşürülmüştür. Yine ülkemiz tatlısularında H. medicinalis’in avlanma yasağı, 15 Nisan-15 Haziran tarihleri arasındayken (Anon., 1996b), bu yasak 1 Mart – 1 Temmuz olarak değiştirilip (Anon., 1997) 2 aydan 4 aya çıkarılmıştır.

Sülüklerin Anatomisi

Sülüklerin anatomisi dikkat çekecek derecede tek örnektir. vücut tipik olarak dorso-ventral yassılaşmıştır. Segmentler anterior ve posteriorde çekmen biçimine dönüşmüştür. Anterior çekmen genellikle posterior çekmenden daha küçüktür ve ağzın etrafı çekmenle çevrilidir. Posterior çekmen, sekiz segmentin eriyerek birleşmesiyle oluşmuş, disk şeklinde ve ventrale dönüktür. Vücutları daima sabit sayıda 34 segmentten oluşur. Ikinci derecedeki eksternal halkalar, asıl segmentler tarafından gizlenmiştir. Seta yoktur. Sülüklerin 9, 10, ve 11. segmentlerine klitellum yerleşmiş olup bu kısma klitellar bölge adı verilmektedir. Klitellar bölge bir erkek bir de dişi üreme deliği taşır. Vücudun orta kısmı 15 segmentten oluşur.Gövdenin en büyük bölümüdür (12-26 segmentler arası).

Sülük Anatomisi

Sülüklerin Hareketleri

Sülükler sürünme, yüzme ve dalgalanma hareketi olmak üzeri üç tip hareket yaparlar. Sürünmede posterior çekmen zemine sıkıca tutunur, anterior çekmen serbest bırakılarak uzanabileceği azami uzaklığa kadar uzanır ve zemine kuvvetlice yapışır. Sonra posterior segment serbest bırakılarak, anterior çekmenin yakınına kadar çekilir ve yapıştırılır. Sülük bu işlemi tekrarlayarak yerini değiştirmiş olur. Yüzme hareketi dorso-ventral ondülasyon ile yapılmaktadır. Bu tip yüzme boyuna kasların gelişmesiyle sağlanır. Sülükler dalgalanma hareketini ise posterior çekmenini sabit bir yere tutturup, anterior çekmenini serbest bırakarak, vücudlarını su içinde öne- geriye ve sağa-sola titreterek yaparlar.

Sülüklerde Dolaşım ve Solunum

Sülüklerdeki sölomik boşluklar bazı türlerde yardımcı dolaşım sistemi görevi yapar. Düzenli dolaşım sistemi gelişmiş sülüklerde sölomik boşluk ve sıvı, gerçek kan damarlı sistem formuna dönüşmüştür. Bütün sülüklerde sölomik boşluğun düzenli kanal sistemi içinde, kan bir yerden başka bir yere taşınır. Kan lateral longitudinal kanalların kontraksiyonu ile iletilir.

Sülüklerde solungaçlar sadece Piscicolidae ailesine ait bazı türlerinde bulunmuştur. Diğer sülüklerde vücut yüzeyi gaz alış verişini sağlayacak tarzda donanmıştır. Piscicolidae’nın solungaçları lateral yaprak benzeri veya vücut duvarından dallanmış doğal oluşumlardır.

Solungaçlar damarlı ve sölomik sıvıyla doludur. Titreyerek sallandıkları zaman solunum sağlanır. Sülükler aynı zamanda posterior çekmenini bir yere tutturup vücudunu dalgalandırarak da solunum yaparlar.

Gnathobdellida ve Pharyngobdellida’ya ait sülüklerin sölomik sıvılarında hemoglabin bulunur ve oksijenin taşınmasında görev alır.

Sindirim Sistemi ve Beslenme

Sülüklerin ağız ön uçta, ya bir çekmenin dibinde veya kaşık şeklinde bir üst dudağın altındadır. Ağzı kaslı bir farinks takip eder. Farinksin ağız boşluğu adı verilen ön kısmı çeşitli gruplarda farklı yapıdadır. Bazılarında kenarı düz veya dişli olan bir veya daha fazla keratinli çene vardır. Bazılarında ise dışarı uzatılabilen bir hortum bulunur. Yutağın etrafında bir hücreli tükrük bezleri vardır. Bunlara ait kanallar dişlerin aralarına, veya hortumun ucuna açılır. Kan emen sülüklerde tükrük bezleri besin olarak alınan kanın pıhtılaşmasını önleyen hirudin salgısı ihtiva eder. Çeneli sülüklerde farinksten sonra sindirim borusunun en büyük kısmı olan mide (orta barsak) gelir. Hortumlu sülüklerde ise farinks ile mide arasında ince uzun bir yemek borusu bulunur ve hortum geri çekildiği zaman bu kısım bir kıvrım yapar.

Mide ince cidarlı geniş bir tüp halindedir. Midenin yanlarından ekseriya çift halde bir çok keseler çıkar. Bunların sayısı türe göre değişir. Örneğin Hirudo medisinalis ‘de 11 çift, Haemopis sanguisuga ‘da yalnız bir çift ve Herpobdella ‘da hiç bulunmaz. Sindirim borusunun bu kısmı kursak görevi görerek dışardan alınan besinin depo edilmesine yarar.

Sindirim mide ile kilus barsağında yapılır. Kilus barsağının yanlarında da kese şeklinde çıkıntılar olabilir. Son barsak kısadır. Anüs sülüğün dorsalinde posterior çekmenin önünde yerleşmiştir. Bütün sülükler kan emici değildir.

Bazı türler omurgasızları, Annelida’ya ait diğer sınıfların bireylerini, salyongozları ve böcek larvalarını yerler. Kan emenler balık, kurbağa, kaplumbağa, salyangoz ve kabuklu su canlıları ile omurgalı hayvanlarda ektoparazit olarak yaşar. Omurgalıların hemen her grubu konakçı olmasına karşın, balıklar en çok saldırıya uğrayan gruptur. Tropikal bölgelerin yağışlı kısımlarında, daha doğrusu çok nemli yerlerde, karada yaşayan Haemodipsidae ailesinin üyeleri kuş ve memelilerin ağız ve burnuna yapışırlar. Bunlar bitkilerin üzerine çıkarlar, alttan geçen hayvanların üzerlerine kendilerini bırakırlar. Bazıları, örneğin balıklarda parazit olan Piscicolidae ailesine ait üyeler, devamlı olarak konakçı üzerinde kalmalarına karşılık, bazıları belirli periyotlarda kan emerler. Örneğin Hirudo medicinalis vücut ağırlığının ortalama 5.83 (3-10) katı kan emer ve bir yıla kadar beslenmeksizin yaşamını sürdürebilir .

Sinir Sistemi

Tıbbi sülük lerin sinir sistemi (Şekil 2 A,B) vücut yapılarına özelleşmiş ileticilerdir. Sinir düğümlerinin hücre gövdeleri farklı folüküller içinde gruplaşmıştır. Her ganglion altı folükül meydana getirir. Beşinci ve altıncı segmentlerde geniş bir gangliyonik sinir, farinks ve hortumun çevresini kuşatmıştır. Bu halka beyini ifade eder. Faringeal halka ve diğer Annelid’lerin subfaringeal ganglionları ile ilk üçüncü veya dördüncü segmentin ganglionları posterior olarak ilerler. Iki ventral sinir şeridi varsa da segmental ganglia’nın her çifti eriyerek birleşmiştir. Bu merkezi sinir sisteminden başka perifer ve sempatik sinir sistemleri de bulunur.

Duyu Organları

Sülüklerde özelleşmiş duyu organları gözler ve segmental sıralanmış duyumsal papillerdir. Sülüklerin hepsi gözlüdür. Gözler (Şekil 3, 4), etrafı bir pigment kadehi tarafından çevrilmiş fotoreseptör hücrelerinin topluluğundan oluşur. Bunlar genellikle ön tarafın dorsal yüzeyinde
yerleşmiştir ve türlere uygun olarak sayıları 2-10 arasında değişir. Piscicolidae ‘nin arka çekmenları üzerinde de gözler bulunur. Göz kadehlerinin eksenleri ayrı ayrı istikametlerde olacak tarzda yer aldıklarından, değişik yönlerden gelen ışıkları görmeleri mümkündür. Bu özellikten dolayı sülükler aydınlık ve karanlık ayrımından başka, ışığın istikametini de ayırt edebilirler. Sülüklerin hemen hepsi fotonegatiftir, fakat acıktıkları zaman fotopozitife dönüşürler.

Duyumsal papillerin sıralanışı çeşitli gruplarda farklı farklı olup, her segmentin bir halkasında yerleşmiş küçük disk oluşumlarıdır. Bunların her biri terminal bir kıl taşıdığından kütikül üzerinde çıkıntı oluştururlar. Duyu hücreleri sülüklerin av ve konakçılarını bulmasını sağlar ve karanlıkta hareket etmeye yardımcı olur. Bu duyu reseptörleri sayesinde kan emen sülükler, konakçılarda bulunan balık pulu, doku özü, yağ bezlerinin salgısı ve diğer maddelerin salgılanması ile saldırıya geçerler. Vücut salgıları tarafından cezbedilen sülükler canlıya doğru hareket ederek ona yapışır ve beslenirler. Gözlerin ve duyumsal papillerin sayısı ve sıralanışı taksonomide önem taşımaktadır.

Sülüklerde Üreme

Sülükler eşeysiz üreyemezler. Regenerasyon kabiliyetleri de çok azdır. Bir sülük ortasından ikiye bölündüğü zaman ön parça bir anüs meydana getirebilir, fakat arka parçada yeni bir baş oluşmaz.

Tıbbi sülük lerin hepsi hermafrodit olup, üreme sistemi içinde bir dişi bir de erkek gonopor taşırlar. Erkek ve dişi organlar vücudun ventralinden median olarak arka arkaya dışarı açılırlar. Erkek genital por daima dişi porun ön tarafında bulunur. Erkek gonadlar yuvarlak kesecikler şeklindedir. Bunların sayısı en az 4 çift, en çok 17 çift olur. Testisler, vücudun orta kısmındaki segmentlerde birer çift olmak üzere, yanlarda sıralanırlar. Testis sıralarının dış taraflarında birer sperma kanalı uzanır. Her testis ayrı ayrı kanalcıklarla kendi taraflarına ait olan sperma kanalına açılırlar. Her iki büyük sperma kanalı öne doğru uzanır ve sperma keseleri olarak kabul edilen birer genişleme yaptıktan sonra ortak bir atriyumda sonuçlanırlar.

Hirudinidae ‘ nin sperma kanallarının müşterek olan uç kısmı bir penis ihtiva eder. Atriyum çok kısa, kompleks ve duvarları lümen içine açılan salgı hücreleriyle kuşatılmıştır. Proksimal salgı bezi prostat olarak isimlendirilir. Spermatoforları gelişmemiştir. Spermatogenesis sülüklerde ilk olarak testislerin lumeninde yapılır. Rhynchobdellida ve Pharyngobdellida’da kopulasyon organı bulunmaz.

Yumurtalıklar daima bir çift olarak sınırlanmıştır ve testisin anterior çifti ile erkek atriyumu arasında yerleşir. Yumurtalık germinal dokunun bir topluluğu olup, bazen içinde bir kaç kokon (yumurta kesesi) bulundurabilir. Kısa oviduct anterior olarak uzanır ve karşı organıyla bir vaginada birleşir. Dişi gonopor 11. segmentin ventral yüzeyinden açılır. Yumurtalar, olgunlaşmamış gamet şeklinde (oocyste) yumurtalıklara bırakılır ve olgunlaşmasını kokon sıvısı içinde tamamlar.

Sülüklerin bir kısmında döllenme, spermaların penis aracılığıyla diğer ferdin vaginasına nakledilmesi şeklinde olur (Gnathobdellida). Diğerlerinde sperma kanallarının uç kısımında, kitinli bir kopulasyon cihazı (spermatofor) meydana getirilerek bunlar diğer eşin derisinden bir yere (ekseriya sırtlarına) saplanırlar (Rhynchobdellida, Pharyngobdellida). Spermatoforlar deriye eritici bir tesir yaparlar. Kısa bir süre sonra spermalar sölom boşluğuna geçerek oradan da ovaryumlara giderler. Genellikle penis aracılığıyla olan döllenme bir taraflı, spermatoforlarla yapılan döllenme ise karşılıklıdır. Döllenmeden bir süre sonra yumurtalar, klitellum bezleri tarafından salgılanan besleyici albumin ile dolu bir kesenin içine bırakılır. Bu zaman içinde klitellum açıkça belirginleşir.

Yumurta kesesi dişi gonoporundan çıktıktan sonra verimli yumurtaları taşır. Piscicolidae ‘de bir kokon sadece bir yumurta taşır, fakat diğer sülüklerde çeşitli sayılardadır. Nephelopsis obscura bir üreme döneminde 1-4 kokon bırakır ve her bir kokondada 1-8 yumurta bulunur. Hirudo medicinalis ise bir dönemde 1-8 kokon üretir ve her kokon 33 embriyo içerebilir (Savyer, 1986). Keseler ekseriya suda objelerin üzerine, bazı parazit formlarda da konakçının vücuduna bırakılır. Bundan başka Hirudo medisinalis’de olduğu gibi kokonları bırakmak üzere, sudan ayrılarak nemli toprağa gömülenler de vardır. Hirudinidler arasında yavru bakımı olan formlara da rastlanır. Bunlar ya yumurtaları beraberinde taşır veya yumurtaların bıraktığı yerin üzerine gerilerek onları korurlar. Sülükler metamorfoz olmaksızın olgunlaşırlar .

Çoğu sülükler bir yıl yaşarlar. Baharda yumurtadan çıkan sülükler takip eden yılda olgunlaşırlar. Hayat devri beslenme alışkanlıkları ile yaşam ortamına bağlıdır. Hirudo medisinalis diğer türlere göre daha uzun yaşar.

Dr. Fatih Hakan ÇAM
Gebze Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Kliniği
Randevu: 0 538 085 20 44
instagram: @GebzeAkupunktur
Yazı Ekleme Tarihi: 04.04.2019 
Yazı Güncelleme Tarihi: 07.07.2019

6 yorum

Gebze'de Sülük Tedavisi - Dr. Fatih Hakan ÇAM · 4 Temmuz 2019 11:31 tarihinde

[…] Tıbbi Sülük […]

Gebze'de Sülük Tedavisi - Dr. Fatih Hakan ÇAM tarafından · 7 Temmuz 2019 16:56 tarihinde

[…] Tıbbi Sülük […]

Doktorumuz Fatih Hakan ÇAM - Gebze - Akupunktur Kupa Hacamat Sülük · 16 Temmuz 2019 15:09 tarihinde

[…] bulunan kliniğimizde Dr. Fatih Hakan ÇAM tarafından Akupunktur, Kupa & Hacamat ve Sülük tedavilerinin yanı sıra Biyoenerji, Hipnoz (Pozitif Telkin) ve Müzik ile tedaviler […]

Doktorumuz - Gebze - Akupunktur Kupa Hacamat Sülük Uygulamaları · 16 Temmuz 2019 22:30 tarihinde

[…] Dr. Fatih Hakan ÇAM tarafından Akupunktur, Kupa & Hacamat ve Sülüktedavilerinin yanı sıra Biyoenerji, Hipnoz (Pozitif Telkin) ve Müzik ile tedaviler […]

Tedavilerimiz - Gebze - Akupunktur Kupa Hacamat Sülük Uygulamaları · 16 Temmuz 2019 23:34 tarihinde

[…] Tıbbi özelliğe sahip sülüklerle özellikle kan dolaşımının bozulduğu damarsal problemler için kullanılmaktadır. Sadece pis kanı emmesi değil salgılandığı yüzlerce enzim sayesinde şifa vermektedir. […]

Kliniğimiz - Gebze - Akupunktur Kupa Hacamat Sülük Uygulamaları · 17 Temmuz 2019 11:25 tarihinde

[…] Tıbbi Sülük Nedir? […]